Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından Taksim Gezi Parkı’nda bu yıl ikincisi düzenlenen “Altın Eller Festivali”, sanatları kaybolmaya yüz tutmuş 80 el sanatı ustasını meraklılarıyla buluşturdu.
Altın Eller Festivali önceki gün Taksim Gezi Parkı’nda düzenlenen bir törenle Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma Eğitim Genel Müdürü Celil Güngör ve daha pek çok davetlinin katılımıyla başladı. Törende Mehter Takımı’nın gösterisinin yanı sıra Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan Mevlana temalı “Cana Şifa” defilesi de izleyiciler tarafından büyük alkış aldı.
Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen ehramcılar, semerciler, harikciler, kutnucular, dokumacılar, çömlekçiler, tespihçiler, sedefkarlar, yemeniciler, peştamalcılar ve daha pek çok zanaatkar, geleneksel mimariye uygun olarak Taksim Gezi Parkı’nda hazırlanan konaklarda, modern üretim tekniklerine karşı hayatta kalma savaşı veren sanatlarını yeni kuşaklara tanıtacak.
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan açılışta yaptığı konuşmada, el sanatlarının kültürümüzün en önemli parçalarından biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “El sanatlarımız değerini yitirmemekle birlikte pazar payını kaybetti. Ancak ben çok umutluyum çünkü artık insanlar özgün ve özel olan şeylere yöneliyor. İnternet üzerinden de pazarlama imkanı arttıkça el sanatları daha da gelişecek. Kültür ve Turizm Bakanlığımız şehrin bu önemli yerinde el sanatçılarımıza bu imkanı tanımakla onlara ne kadar önem verdiğini kanıtladı. Bakanlığımız bu konuda partner olarak bizi seçti; biz de elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.”
Demircan konuşmasının son bölümünde de teşhir konusuna değindi. Geçen sene Altın Eller Festivali için özgün bir yapı yapamadıklarını vurgulayan Demircan “ Bakanlığımız bu sene de bu festivalde partner olarak bizi seçtiğini bildirince, Berlin’deki turizm Fuarı’na giderek sunumlarda neler yapıldığını öğrenmeye çalıştık. Mimarlarımızın çizdiği bu özel projeyle çok hoş bir sunum sergilendiğini düşünüyorum” dedi.
Başkan Demircan, Osmanlı döneminde Arasta adı verilen çarşıların modern görünümü şeklinde düzenlenen festival alanının “Revakları ve iç avlulu yerleşkeleriyle mimarimizi yansıtan mekan en az el sanatlarımız kadar özgündür” dedi.
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Eğitim Araştırma Genel Müdürü Celil Güngör kısa bir konuşma yaptı. Türkiye’nin her yerinden son ustaların temsilcilerini İstanbul’da çok önemli bir yerde ağırladıklarını belirten Celil Güngör “Burada kültürel anlamda farklılıkları göreceğiz, binlerce yıldır oluşturulan farklılıkları göreceğiz. Sanatçılarımız adeta bu açık hava atölyelerinde sanatlarını icra edecekler ve biz de izleyeceğiz” dedi.
Türkiye’nin önemli bir fakirliğinin turistik eşya üretimi olduğunu da vurgulayan Güngör, festivalin bu anlamda da önemli tasarımcılarla bir araya gelmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
5 Eylül’e kadar açık kalacak olan Altın Eller Festival alanı Ramazan ayında da çeşitli gösterilere ev sahipliği yapacak.
Tanışmak ister misiniz?
Kutnu: Ahşaptan yapılmış bir tezgâhta işlenen kutnu, ana maddesi floş olan suni ipek ve pamuk ipliğinden dokunmuş, çeşitli motif ve renklerde bir kumaştır. Türkiye’de yalnızca Gaziantep’te dokunmaktadır ve kamçılı çekme tezgâhta, mekikle dokuma tekniği kullanılarak dokunur.
Kök boya ile boyanan ve saç kılı inceliğinde olan bu ipi daha sonra tezgâhta, değişik motifler üreterek dokumak ise apayrı bir maharet ister. Gaziantep’te çok eskiye dayanan bu sanat, evlerde bütün aile bireylerinin birlikte icra ettikleri ve önemli bir geçim kaynağı olduğu ve 3000 civarında dokuma ile ilgili kooperatiflerin bulunduğu söylenmekte olup, gelişen tekstil sanayinin bu mesleği doğal olarak terk edilmek durumuna getirmiştir. Kutnucuyla tanışmak için 5 Eylül’e kadar vaktiniz var.