MotoGurmeler-01 Mart ’08 – Akalan Köyü Tandır Gezisi

01 Mart ’08 – Akalan Köyü Tandır Gezisi
Uzun zamandır yapmak istediğimiz fakat hava şartları sebebi ile bir türlü yapamadığımız gezimizi, geçtiğimiz Cumartesi (01 Mart ’08) yapmayı başardık. Bu sefer hava bizden yanaydı. 17 derece açık bir gökyüzü eşliğinde gezimizi, biraz maceralı geçmesine rağmen, 17 kişi ve 15 motosiklet halinde gerçekleştirdik.

Hasdal kavşağında saat 11:00’de buluştuk. Gelen tüm arkadaşlarımız, buluşma saatine özen gösterdiler, teşekkürler. Fakat buluşma sırasında etrafımızda gördüğümüz kamyon trafiği bizi şarşırtmadı da değil. Normalde görülenin iki katından fazla bir kamyon trafiği vardı.

TEM’den yola çıktık ve Mahmut Bey gişelerindeki arkadaşlarımızı aldıktan sonra Bahçeşehir girişinden de arkadaşlarımız bize katıldı. Çatalca sapağından girerek Subaşı’na doğru yol aldık. Çatalca girişinden sonra yol tipik bir devlet karayolu halinde. Bol yamalı, çukurlu ve tozlu bir yol eşliğinde Subaşı’na vardık. Subaşı kavşağında, hemen sağda bir kahve vardır, her geçişimizde orada durur bir çay içeriz. Yine her zaman olduğu gibi bunu yaptık ve dışarı iki masa atıp çaylarımızı içtik.

Tavşan kanı çaylar içildikten sonra, bizleri bekleyen tandırımıza kavuşmak için yola çıktı. Akalan Köyü, Saray istikametinde Subaşı’na 5 km mesafede, yakın bir köy. Gideceğimiz yer de önceden bilindiğinden ve tanındığından, bir gün öncesinden rezervasyonumuzu yaptırmıştık ve kuzu’muzu sipariş etmiştik. Rezervasyon denince aklınıza lüks bir lokanta kesinlikle gelmesin. Bildiğiniz bir köy lokantası gittiğimiz yer. Rezervasyon anlamında demek istediğimiz esasen gerekli miktarda kuzu tandırın bizim için hazırlatılmasını sağlamak.

Bu gezimizde bizlere MotorBike dergisi sahibi Hakkı Bey’de katıldı. Akalan’da durur durmaz, motorlarımızın başına geçtik ve birkaç güzel grup fotoğrafı verdik. Elbette kendimiz de çekmeyi unutmadık. Ardından masalarımız hazırlandı ve sofraya oturduk. Akalan’da sofranıza ilk gelen malzemeler salata ve belki daha da önemlisi Manda yoğurdu’dur. Bu yoğurt’u hepimiz hasretle uzun zamandır bekliyorduk. Yoğurtlarımıza ve çoban salatalara öyle dalmışız ki, bir an kuzu unutmadık değil. Eğer istenilirse sadece bunlarla bile doymak mümkün.

Kuzularımız ayıklandı, özel bakır tabaklarda geldi. Toplamda 10 kilo tandır yedik. Bunun kaç kuzu ettiğini sorduğumuzda da cevap 1.5 kuzu olarak geldi. Biz dalgın bir şekilde kuzu’larımızı yerken, tomurcukla aromalandırılmış köy çayımızda demleniyordu. Her zaman olduğu gibi yine o kadar çok yedik ki, yemek yeme işlemi bittikten sonra yerimizde oturamayıp yürüme ihtiyacı hissettik. Bu sefer masaları dışarı atıp gelecek çaylarımız için mekan hazırladık. Harika temiz hava ve güneş eşliğinde toplam iki demlik çay içmişiz farkında bile olmadan.

Dönüş yoluna çok çıkmak istemesek de dönmek zorunda olduğumuzdan, motorlarımıza bindik ve yola koyulduk. Bir sonraki buluşma yeri olan Göktürk’teki Gezi İstanbul Pastanesine, racing tip motosiklet kullanan arkadaşlarımızı TEM üzerinden gönderdik biz ise arka yollardan gidelim istedik. Fakat bunun ne kadar büyük bir işkence/zevk/macera olacağını bilmiyorduk tabiki.

Arka yollardan yolculuk yapan arkadaşlarımız bilirler, Kemerburgaz, Göktürk, Durusu mevkii si kamyonlarla dolu bir yoldur. Yanlız bu yol üzerindeki inşaat alanları da eğer üç katına çıkarsa, kamyon trafiğini ve belkide daha önemlisi o kamyonların yolları ne hale getirdiklerini siz tahmin edin lütfen.

Durusu’dan sonra başlayan inanılmaz kötü zeminli bir yol ve üç kata kadar fazla kamyon trafiği ile, toz-toprak içerisinde Göktürk’e kadar kazasız belasız gelmeyi başardık. Herkes kaskını çıkarttığında arap gibi idi, yüzümüz tozdan dumandan simsiyah olmuş. Biz vardık, iki dakika içerisinde TEM üzerinden gelen arkadaşlarımızda bizimle buluştu. Onlar da TEM’den pek memnun kalmamışlar trafik sebebi ile.

Gezi İstanbul’a girdik, yine masalar bizim için hazırlandı ve oturduk. DAYTONA Motor’un ev sahipliğinde herkes Latte’lerini, limonatalarını, taze sıkılmış portakal sularını ve pasta/kek’lerini sipariş etti. Oturduk, kahvelerimizi yudumladık, geçtiğimiz yolu değerlendirdik, muhabbet ettik. DAYTONA’da tüm ikramları yaptı, buradan da teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Saatlerimiz 1700’yi gösterdiğinde artık kalkma vaktinin geldiğini anladık ve evlere dönüş için vedalaştık. Sonuç olarak çok keyifli, zorlayıcı ama güzel yol yapıldı. Harika tandır ve yoğurt yendi. Tavşan kanı çaylar ve latte’ler içildi, pastalar yendi. Bir geziden daha başka ne isteyebilir siniz ki?

B.DAĞDEVİREN
Moto Gurmeler

Tags: , , ,