MotoGurmeler-08 Mart ‘08 – Ağva Yolu ve Şile

MotoGurmeler Gezileri
08 Mart ‘08 – Ağva Yolu ve Şile

Sabah saat 10.00, hava son derece güzel. Güneşli bir gün. Buluşma noktası olarak seçtiğimiz FSM köprüsü, Gişeler girişinde toplanmaya başlıyoruz. İlk gelenler eski dostlar. Sonrasında, e-posta daveti gönderdiğimiz yeni katılan arkadaşlarımız da gruba dahil oluyor. 15 motorla yola çıkıyoruz. İlk durak Kavacık benzin istasyonu. İkinci gurupla birleşme yerimiz. Çok bekletmiyorlar bizi. Herkes buluşma saatine ayarlı.

İlk kalkıştan sonra vitesler arttıkça, kent içi trafiğin yerini orta devir bir sürüş keyfi ile tatlı bir rüzgar alıyor. Ağva yolundayız. Düzgün asvalt altımızdan akıyor, önce sağ viraj, bir sol yatış ve yine. Farklı bir duygu sarmalıyor insanı. Özgürlük bu olmalı. Saat 12.00 ye doğru Gözlemeci Fatoş Abla’nın parkındayız. Gruba katılım sayısı sürekli artıyor. Masalar birleştiriliyor açık havada ve çaylar söyleniyor.

Gecikmeli bir kahvaltı keyfi yaşarcasına, tam ayarında açılmış ince ve kıtır Gözleme’ lerimiz kısa bir sürede tükenirken çaylar tazeleniyor yakıcı olmayan Mart Güneşi altında. İnsanlar mutlu, keyifle, ikinci güzargâhımıza doğru kontak açarken gruba yeni katılan arkadaşlarımızın çabuk kaynaşacağımız insanlar olması (ve hatta kaynaşmamız) daha da neşelendiriyor insanları. Cânım yurdum insanı!

İkinci etabın yolları daha zor. Ancak bir o kadar da keyifli. Virajlar başlayıp biter bitmez ters tarafa yatıran neredeyse 60 km. hızlara düşüren dönüşler ve sonrası serbest ivmelenmeler motor keyfini hızla üst noktalara taşıyor. Grup seyir esnasında ikiye bölünüyor. Neredeyse öncü ile soncunun (artçının) arası 1 km. açılıyor; güvenlik için gerekli. Orta-yüksek tempoda, 70-90 km aralığında çok keyifli bir sürüşten sonra Ağva yolundan geçerek Mola Yeri’ne varıyoruz.

Müthiş bir doğa harikası. Ver elini Doğa Parkı dediğimiz yer: Adı, gerçekten de Mola Yeri.

Yol seviyesinden 5 mt. Yüksekte tahta basamaklarla çıkılan ve tahta masaların, hamakların olduğu ve nedense pek de kalabalık olmayan -grub harici sadece bir masa vardı- kavakların ve köknarların çevrelediği bir yer. Gerçek bir MOLA YERİ. Önceleri çayla geçiştirilen ve sohbet koyulaştıkça yemek seçimleri üzerine konulara kayan yarenlik; “ gözlemeler çok doyurdu, sadece çay…” diyen gruba bir kişi ilham kaynağı oluyor: Burada sucuk yenir!

Balık yiyeceksek burada sucuk yemeyelim” denilmesine ve herkesin hemfikir olmasına karşın, nedense 13 parça çeyrek ekmek arası mangalda sucuk (ve adı bizde saklı olan bir arkadaşımız ise yarım ekmek sucuk) siparişi veriyor. Grubun gözlemelerden tıkabasa doyduğu anlaşılıyor :) Çünkü Cola’lar light! Üstelik bir arkadaşımız da ekmeğin içini aldırdı!

Dönüş güzergâhından geçip Şile yoluna sapıyoruz. Dripling’ler müthiş. Sanki Körfez Pistindeyiz: Kahvaltı üstüne, az önce ekmek arası sucuk partisi veren arkadaşlar yola çıkınca olağan üstü bir performans gösteriyorlar ilk kilometrelerde: Seyir hızı ortalaması 50 km.!.)) Neyseki grubun, yediğini çabuk sindirme gibi vucudu eğitme yeteneklerivar ve biz gitikçe hızlanıyoruz. Tekrar virajlar ve bazen kamyon mıcırları, kimi zaman motosiklete cüzzamlıymış gibi bakanlar; tekerimize tampon koymaya meraklı arıza tipler içinden, güzel bir seyirle, Şile sahiline iniyoruz. Mendireğin bitiminde karakol önünden geçerken gruba selam verip içtenlikle gülümseyen resmi üniformalı iki polisimiz. Dost iki bakış. Ne keyif!

İnsan mutlu oldukça daha mı çabuk acıkıyor nedir? Girişi pek belli olmayan, içerlek bir Balık Restaurantı burası. Adı Vire Restaurant. Şile sahilinde, sahil yolunda, Karakol’un yanında bir yer.Kapıda sahibi ile biçim ve fiyat üzerine konuşmadan sonra, dar bir iç bölümden geçilerek deniz üstüne salapura, yüzen iskele karışımı dış bölüme geçiliyor. Güler yüzlü bir mekân burası. Ambiance’ı deniz kıyısı meyhane düzeyinde. Orta bölümde masalar birleştiriliyor. Bir uçtan diğer uca kaplıyoruz. Grup 21 motosiklet 23 kişi.

İlk başta karışık salata geliyor masalarımıza. Harmanı güzel olan karışık salata. Hani bilirsiniz, kimi yerde havuç fazladır kimisinde yeşilliği. Bu öyle değil. İyi dengelenmiş ve mısırla zenginleştirilmiş kaliteli bir salata. Ve hemen peşinden de kalamar geliyor servise. İnanın, son dönem yediklerimiz içinde en lezzetli pişirimdi bu yediğimiz: Tam kıvamında bekletilmiş, hazır hâle getirilmiş ve çok ustaca pişirilmiş (ne kurutmuş ne de çiğ kalmış) bir servisle önümüze konan altın-kehribar sarısı kalamarları, tadı damağımızda kalacak sürede yerken peşinden gelen midye tavaların aynı övgüleri almadığını fark ettik. Gerçi benim gibi, midyelerin lezzetinden memnun olanların yanı sıra, düşük düzeyde puan veren arkadaşların sayısı da fazlaydı. Aynı şekilde ortaya gelen patates kızartması da puan alamayanlardandı. Ama pişirirken yağa çektirilmiş Mezgit ise en kötülerindendi diyebilirim. Çiftlik Levrek ortalamayı, hamsi tava ise üst sınıra yakın bir derecelendirmeyi tutturdular, diyebiliriz.

Ancak gelen hesabı yazmamakta yarar var. Yine de, 3 katı fazla yemek tadıp 3 katı az bir hesapla çıktığımız Anadolu Kavağı, İskele Meydanı’ndaki Waffle World tabelası olan Kemal DÜŞME’ nin yerini anmadan geçemeyeceğim. Yemek sonrası sohbet ederken ve çaylarımızı beklerken içeri giren genç bir çiftle, belki de günün en güzel sohbetini yaptık: “Sizler hangi grupsunuz yoksa Motogurme misiniz? “

Hürriyet Pazar Eki’nde son gezimizi okuduklarını ve çok da imrendiklerini öğrenince farklı bir sevinç de duymuyor değil insan. Çünkü grubun kendini anlatabilmesi önemli. Motosikleti anlatabilmesi ise çok önemli… Şimdi, o gençleri neden masamıza davet etmediğimizi düşünüp hayıflanıyorum. Çünkü motorcu dostuydu o insanlar. Bravo o gençlere. O genç çifte, selamlarımızı yoluyoruz.

Bir sonraki gezimizde buluşmak üzere, hoşça kalın.

Basın Bültenine ait etiketler: , , , ,