MotoGurmeler Motosiklet Gezileri
10 Mayıs ’08 – Uzunya- Kemerburgaz Gezisi
Nihayet 2 haftadan beri sadece hafta sonları geçen yağmurlar bitip yerini güzel ve güneşli bir bahar gününe bırakmıştı. Cumartesi sabahının verdiği o heyecan ile grubumuzun hakla ilişkilerinden sorumlu dostumuz Nilüfer ile beraber Parkorman da ki buluşma noktamıza saat 11:00 da vardık. Sayımız başlarda 3-5 iken hareket saatine doğru sayımız 23 motor 35 kişi ve bir araba olmuştu.
11:30 da ki teker döner komutu ile beraber motorlarımızın başına geçerek harekete koyulup İstanbul’un o trafik ve bina yığınlarından arasından çıkaracak olan yolcuğumuza başlamıştık. Gerçi bu yolculuğa başlamadan önce benim gözüm sürekli grubumuzun gezilerinde önde ve arkada sürekli olan ve grubumuzun arkasında kalanları toparlamayı kendine görev edinen sevgili dostumuz Ateş’i aramıştı ama bir sonraki gezimizde onunda olacağına inanarak yolculuğumuza başladık.
Yılan gibi kıvrılan ve ağaçlar ile dolu olan yolda Bahçeköy istikametinde ilerlerken her zamanki gibi kendimi yoldan çok etrafımdaki doğa güzelliklerine kaptırdım. Bahçeköy içinden ilerleyip Demirciköy istikametindeki varış noktamız olan Uzunya’ya doğru yeşil dolu ağaçlar yine bizi yalnız bırakmıyordu. 15 dakikalık manzaralı yolculuk sonunda kahvaltımızı yapacağımız Uzunya Restoran’a ulaştık.
Motosikletlerimizi o güzel çimlerin üzerine bırakıp restorandaki masalarımızın başına oturup siparişlerimizi verdikten sonra Saffet dostumuzun yanında getirdiği MOTOGURMELER flamalarını asmak her zamanki gibi boy avantajının ve mimar olmanın verdiği yetenek ile bana düşmüştü. Masama oturup kahvaltımı beklerken ilk defa geldiğim bu yerin detaylarını gözlerim ile incelemeye başladım. Sonunda anladım ki esasında burası yeşilliği ve denize yakın olan kumsalı sayesinde her gün dostunuz ve aileniz ile beraber gelinebilecek gizli bir sahildi. Kahvaltılarımız ve balıklarımız geldikten sonra bu cumartesi sabahının verdiği iştah ile yemeklerimizi yemeğe koyulduk. Şahsen benim önceliğim gelen kahvaltıda tahin ve kaymak olmuştu.
Yemeklerimizi bitirip çaylarımızı yudumlamaya devam ederken sonradan yanımıza katılan dostlarımız ve onların yanındaki minik misafirlerimiz (Ahmet Arman, Eşi ve kızı Ada) günümüzü daha neşelendirmişti. Son çaylar içilip zaman ilerlerken artık Uzunya’ dan ayrılıp bir sonraki buluşma yeri olan Göktürk’teki Gezi İstanbul Pastanesine gitmek için vakit gelmişti.
Geldiğimiz yoldan geri dönüp, Bahçeköy yolundan devam ederek sonraki konaklama yerimiz Göktürk’e doğru ilerlerken, en çok şaşırdığım, yol üzerindeki ağaçların gölgelerinin yolu kapsamış olduğu ve bu yüzden yoldaki bazı çukurları görebilmek için kaskımın güneş-vizörünü açmak zorunda kalmış olmam. Bu durum motosiklet ile yaşadığım en ilginç tecrübelerden biri olsa da, yanımızdaki racing motosiklet kullananların kimi sert çukurlar yüzünden bu tecrübeyi benden daha çok yaşadıklarının farkındaydım.
Göktürk’teki Gezi İstanbul Pastanesine varıp masalarımıza oturarak siparişlerimizi verdikten sonra artık gün yavaşça sonlanmaya başlamıştı. Siparişler gelip tadımlık alınmadan önce günün son fotoğrafları da çekilmeye başlayınca artık yağmur ile geçen iki haftanın acısını çıkarmış olduğuma kanaat getirmiş oldum. Tatlılar bitirilip son çaylarda içildikten sonra motosikletler yanında vedalar edilip son hatıra fotoğrafları çekildikten sonra bir cumartesi günü daha böyle güzel geçmiş oldu.
Bir sonraki gezimizde buluşmak üzere, hoşça kalın.
Sinan BALOĞLU
Moto Gurmeler