Moto Gurmeler Gezileri
29 Mart ’08 – Silivri Jasmine Restaurant.
Yazıma başlamadan önce Moto Gurmeler grubundaki değerli dostlarıma, hayatımda unutamayacağım bu muhteşem gün için teşekkür ederim.
Sevgili Moto Gurmeler grubuna ve A2 ehliyetime kavuştuktan sonra ilk gezime, bugün katılmış bulunmaktayım.
Çok hevesli, aynı zamanda çaktırmasam da çok heyecanlıydım. Çünkü hayatımın ilk uzun soluklu Motor gezisine katılacaktım. Cesaretimi, tabii ki profesyonel ve çağdaş Moto Gurmeler grubunda ki motorcu arkadaşlarıma borçluyum.
Bir gün önce donanımımı tamamlamış; (bir maaş tutarının neredeyse yarısını harcayarak) kaskımı almış, korumalarım ve montumla sabahı zor etmiştim. Artçı olmanın bedeli varmış ve Grup kuralları da bunu gerektiriyormuş! Sabah saat : 10:15 – Beşiktaş’tan -Artçı olarak Burak’ın motoruyla, Burak’ın vermiş olduğu uzunca sayılacak moto-brifing’in ve uygulamanın ardından, (hassas detaylar, viraj vs.) yolculuğumuzun ilk dakikaları başlamış oldu… İlk hedefimiz; buluşma Noktası Mahmutbey Gişeleri. Saat 11.00. Katılım Sayısı : 12 Motor – 16 Kişi. Hava – Kapalı – (Nazlı)
Mahmut Bey Gişeleri’ne vardığımızda, arkadaşlarımızdan birkaç kişi, henüz gelmişti… Halbuki kişi sayısına göre de rezervasyon çoktan yaptırılmıştı… Kaç kişi fire verilirse verilsin, o yemekler yenilecekti.Aradan 15-20 dk. dan sonra, kişi sayısı arttıkça yüzlerde ki tebessüm de belirginleşmeye başladı.
Bundan sonrası artık, odaklandığımız noktaya doğru gaz açmak ve BİZİ BEKLEYEN YEMEKLER, idi.
11:20 suları, artık Silivri yolundaydık…Bir ara, arka tarafa baktım ve manzara süperdi: TEM’ de12 Motosiklet – 16 kişi , gerçekten görülmeye değer bir görüntü oluşturmuştu akıp giden karayolunda. Sabat saat 10:00 da hafif tırsarak bindiğim motorun üzerinde, aradan geçen 1 saatten sonra, neredeyse tek ayağa kalkabilir pozisyonuna çoktan gelmiştim bile… Markasını sonradan öğrendiğim R 1200 GS’ i kullanan bir arkadaşımız, gerçi, motorunun üstünde, çekyatta uzanmış gibi rahat bir ifadeyle yol alıyordu ama bu başka konu.
Kısa denilecek güvenli yolculuktan sonra, Silivri/Jasmine Rest.’a varmıştık… Restauranta vardığımda, motopark yerimiz dahil, herşey hazırdı.
İşletmecileri tarafından, kapıda son derece güleryüzleriyle karşılandık…Restauranta girdiğimizde masamız da çoktan hazırlanmış ve servisler açılmıştı. Sadece eksik olan bizlerdik:))
Ne muhteşem bir masaydı o öyle… Bence ayda birkere Silivri ye gitmeliyiz… Başlangıç olarak muhteşem bir Zeytinyağlı Tabağı, Mercimek Çorbası ve Karışık Salata. T. Fasulyenin tadı halen damağımda… Fasulyede bir tane kılçık olmaz mı kardeşim! Jasmine Rest.da olmuyor …. Ya İmam Bayıldı’nın nefâsetine ne demeli? İmamı bilmem ama ben bayıldım…
Ardından tercihe göre Kuzu tandır veya Bonfile… Bazıları K. Tandır, pek çoğumuz da Bonfile yi tercih etti, yemekler o kadar lezzetliydi ki, o an hiç ağzımın tadına bozmak istemediğimden, gurme olayına girmedim… Başka zaman olsa mutlaka arkadaşlarımın tabaklarından da payımı alırdım. Artık bir daha ki sefere! Bu iki seçenekten hangisini seçeceğimi şaşırmıştım, çünkü biliyordum ki ikisi de birbirinden lezzetliydi.. Kısa bir iç savaş verdikten sonra Bonfile’yi tercih ettim… Bu arada Bonfile’ yi beklerken Jasmine Rest. İkramı olarak kişi başı 2 şer tane (ki nezaketimden daha fazla istemedim, çünkü tadı damağımda kaldı) bol kaşer peyniri giydirilmiş salon-salomanje bir mantar irisi ile ciğeri kaşla göz arasında götürüverdik…
Bu güzel ikram içinde ayrıca Yasemin hanıma, Moto Gurmeler adına teşekkür ederim.
Ve tabii ki herkesin, sipariş ettiği yemekleri mideye indirme zamanı konuşarak geçti: Yemekler üzerine övgüler asıl konusuydu masanın. Lezzetin yanında görüntülerinin, servis etme biçimlerinin kalitesi belli oluyordu zaten… Sitemizde ayrıca fotoğraflarını görebilirsiniz… Anlatılacak gibi değildi yani, yolunuz Silivri’ ye düştüğünde (ki düşsün bence, mutlaka Jasmine Rest.a uğramalısınız.) Hatta Moto Gurmeler den selamlarımızı dahi iletebilirsiniz… Ancak tanışıklığın ötesinde çok da torpil yapmayacakları kesin. Çünkü, anlattıklarım standart. Bu işletmede, herkese, eşit kalite, hizmet, lezzet standartlaşmış.
Bu güzel yemeklerin yanında, tabii ki isteğe göre içeceklerimiz de mevcuttu, sıkma portakal suyu muhteşemdi… Bu sırada yemek yerken, aynı zamanda muhteşem fotoğraflar çektirip, tadına doyum olunmayacak sohbetler ettik… Ve yemeğimizin asıl cilası tatlıya sıra gelmişti ki, ben yine o kadar tatlının arasından en çok sevdiğim ayva atlısını tercih ettim… Ve açıkçası; ilk defa, kaymak, ceviz ve arasında birkaç tane serpiştirilmiş karanfil ile farklılaştırlımış ayva tatlısını birikte yedim.Tatlıya, ben 10 üzerinden 10 puan verdim.
Ancak ŞELALE’ nin de hakkını vermek gerek. Nefis bir görüntü ve aldığınız ilk lokmada ağzınızın içine şelale gibi akan nefis sıcak çukulata unutulmaz bir tad zenginliğiydi.
Bu güzel yemeğimizin ardından da çaylarımızı afiyetle içerken, arkadaşlarımızdan bir kişi Büyükçekmece ye uğrayıp, sahilde çay içmeyi teklif etti… Benim de ne zamandır görmek istediğim bir yerdi Büyükçekmece, çünkü gitmeyeli yıllar olmuştu… İnsan hem Üsküdar’da oturup hemde motor kullanmayınca öyle zırt diye aklının esebildiği yere gidemiyor malesef… Gruba teklif sunuldu , herkes hayhay dedi ve Büyükçekmece ye gitmek üzere, üzülerek Jasmine Rest.dan ayrılmak zorunda kaldık…
Ev sahipleri aynı nezaketiyle, oradan ayrılana kadar bizlere eşlik ettiler… Fakat özellikle nefis yemekleri için aşçımıza ve senfoni orkestrası şefi gibi servisi yöneten, katılan, hatta sunan sefimimiz ile değerli çalışanlarına ayrıca teşekkür ederim. Ve ortak karar; en kısa zamanda tekrar gelinecek ve bu sefer yemekler ile birlikte, bahçenin keyfi çıkarılacaktır.
Büyükçekmece’ ye doğru giderken 12 motosikleti gören kişilerin, sonra 2 kere daha dönüp baktıklarına şahit oldum… Hatta Büyükçekmece sahiline vardığımızda, etraftaki kişilerin yüzlerindeki tebessüm, “Ahhh ulan yaaa ben de olacaktım orada, biz böyle içimiz geçmiş, kös kös oturalım, gençlik İstanbulun tozunu attırsın” der gibiydi, (diyorum çünkü ben her kalabalık motorsiklet grubu gördüğümde aynı hisleri yaşıyorum! )
Sahilde, güzel bir çay bahçesine oturduk, Bright jeans Cafe… Büyükçekmece’nin Starbuck’sı sanırım. Bol bol fotoğraflarımızı çektik, neşeli sohbetler ettik. Arkadaşlarımızdan motor kullanırken, burası Türkiye dedirten, başından geçmiş komik olayları dinledik… Ancak bir bayan arkadaşımız ve sevgili eşi, hala Jasmine Rest. idiler sanırım. Şelale diyip duruyorlardı çünkü.!:))
Ateş ağabeyimiz, yaşlı! olmasından mıdır nedir, kalkmamıza yakın, “hava yağacak” dedi! (Şaka sandım, yağış, yarın öğlen için bekleniyordu çünkü) ve ısmarlamış olduğumuz çayları, kahveleri içerken, yavaş yavaş günün sonuna yaklaştığımızı hatta ayrılık çanlarının sesini, içimden duymaya başlamıştım bile…
Garip bir duyguydu: Hem mutluydum, hem hüzünlü… Mutluydum; birbirinden güzel 12 kişi ile yeni arkadaşlıklar kurmuştum ve hat safhada güzenli bir yolculuk yapmıştık… Hüzünlüydüm; günün bitmesini hiç istemiyordum, bir dahaki geziye kadar nasıl sabredeceğim diye kara kara düşünüyordum… Herkesle vedalaşarak Saat :16:30 gibi evlerimize dönmek üzere tekrar yola koyulduk… Akşam dönüşü….Ttrafik yoğunluğu sadece araba sürücülerine vardı. Ve kısa bir yolculuktan sonra artık evime gitmek üzere Maslakta’ ydım…. Ve hafiften, nazlı nazlı dökülen yağmur damlacıklarını yüzümde hissetmeye başladım. ATEŞ haklıydı. Zamanlama bu kadar doğru olabilirdi…
Maslaktan sonra, Beşiktaş’a minübüs ile gitmekte işkence gibi bir şeydi: Eeeee “alışmış kudurmuştan beterdir” derler ya kesinlikle doğru….
Jasmine Rest.a ve Grubumuzla paylaşılan bu güzel güne ve içten samimiyetlerinden dolayı herkese çok teşekkür ediyor, kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum… Ayrıca bir sonraki gezi günümüzü de iple çekiyorum…
Motor Öncesi; Son 2 yıldır tedirgin , acaba olur mu? , kullanabilir miyim? Son 1 yıldır İstanbula döndüğümden itibaren trafiğe lanet eden, trafikte geçen boş zamanlarıma üzülen, etrafımdaki kişilerin motora karşı olan negatif düşüncelerinden sıkılan… v.s.
Motor Sonrası; Neden 2 yıl önce bulaşmadım, geç olsun güç olmasın diyorum ve profosyonel sürücü olma adına, ilk motor gezimi Moto Gurmeler ile yaptığım için de ayrıca kendimi şanslı hissediyorum…. Negatif düşünce ile yaklaşan kişilere de, güzel güzel motosikleti izah ediyorum…
Medeniyetten uzak olan kişilere karşı ise; Sadece sessiz kalıyorum. (ki bazen o kişilerle insan muhattap olmak zorunda kalıyor) Çünkü biliyorum ki; Bazen en güzel cevap, sessiz kalmaktır…
Herkese ne kadar teşekkür etsem azdır… Bu güzel gün için Burak’a ve tüm Moto Gurmeler grup üyelerine çoooookkkkkkkk teşekkküüüürrrrr ediyorum…
En yakın zamanda , yani haftaya görüşmek üzere!